Jin.Op.Dr.Selçuk Somer
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Gebelik ve diğer hastalıklar(Grip, idrar yolu inf.,kalp hast.,CMVvs)

Gebelik ve Diğer Hastalıklar

Kalp Hastalığı

- Son yıllarda, gebelikte gözlenen kalp hastalıklarının hem tipinde hem de görülme sıklığında (insidansında) belirgin değişiklikler olmuştur. Sağlık hizmetlerinin düzelmesi, akut eklem romatizmasında koruyuculuğunun (profilaksinin) yaygınlaşması ve kardiyovasküler cerrahinin ilerlemesi bu değişimlere neden olmuştur. Gebeliklerin %0.51,5’inde kardiyovasküler hastalıklara rastlanır. Konjenital kalp hastalıklarının ve romatizmal kalp hastalıklarının sıklığı yaklaşık aynıdır. Kalp hastalığı,doğumla ilgili (obstetrik) nedenler dışında anne ölümüne neden olan hastalıkların başında gelir.

- Romatizmal kalp hastalıklarından özellikle mitral darlığı olanlar risk altındadır. Darlık ne kadar fazlaysa risk o oranda artar. Atrial fibrilasyon denen çok hızlı kalp ritmi eşlik ederse anne ölüm oranı (mortalitesi) %15’dir.

- Yapay kalp kapakçığı bulunan gebeler için de tehlike söz konusudur. Ağızdan kullanılan kan pıhtılaşmasını önleyen (oral antikoagülan) ilaçların fetüs üzerinde yan etkileri vardır.

- Doğum eylemi ve doğum, annede kalp yükünü büyük oranda artırır. Anne açısından riskin en fazla olduğu zamandır; majör komplikasyonlar ve ölüm bu evrede gözlenir.
Bu tehlikeli süre boyunca, anneye iyi bir hemodinamik monitörizasyon yapılması şarttır.

- Annenin kalp hastası olması fetus açısından da büyük riskler taşır. Fetal ölüm en büyük tehlikedir. Prematürite(erken doğum) ve düşük doğum ağırlığı sık rastlanan komplikasyonlardandır. Siyanotik kalp hastalığı olan gebelerde spontan aburtus(düşük), prematürite ve intrauterin gelişme geriliği sık gözlenir. Annenin hematokriti(kırmızı eleman kan değeri) ne kadar yüksekse, intrauterin fetal ölüm riski de o oranda fazladır. Eğer anne ya da babadan birinde konjenital(doğuştan ) kalp hastalığı varsa, yeni doğanda konjenital kalp hastalığı olma sıklığı (insidansı) 6 kat fazladır. Buna göre, fetusun hem genetik hem de çevresel olarak kötü etkilendiğini söyleyebiliriz.

- Hipertiroidizm (Guatr)

- Hipotiroidi (az tiroid hormon salgılanımı) çok daha nadirdir ve zaten gebelik olma ihtimali yok gibidir.

-Hipertiroidi (Fazla tiroid salgılanımı ) de nadir gözlenen bir tıbbi sorun olmasına rağmen, tedavi edilmeyen gebelerde perinatal mortalite ve morbidite ( prematür doğumlar, yeni doğan ölümleri, gebelik yaşından küçük bebekler vs. ) yüksek olduğundan erken evrede yakalanmaları önemlidir. Tedavi edilmeyen annelerde preeklampsi de sıktır. Tedavi görmeyen gebelerde, trioid fırtınası ya da krizi gözlenebileceği belirtilmiştir.

- Hipertiroidizmin gebelikteki tedavisinde tercih edilen yol antitroid ilaçların kullanılmasıdır. Amaç, mümkün olan en az dozda ilaç kullanarak hastayı ötiroid konumda tutmaktır. Orta derecede semptomları olan, hastalığı kısa süredir devam eden ve küçük guatrları olan gebeler genellikle ilaca iyi cevap verirler. İlaç kesildikten sonra da ötiroid (normal tiroid hormon salgılanımı)olarak devam ederler.

- Astma

- Astma, bronkospazm ve sekresyon artışına bağlı nefes darlığı, wheezing ve balgam çıkarma ile karakterize bir hastalıktır. Bu olaylar, allerjenler, kimyasal irritanlar, ilaçlar, egzersiz, enfeksiyon veya psikolojik faktörlerle uyarılır. Astma belirtileri kronik olabileceği gibi nöbetler halinde de gelebilir.

- Gebeliğin astma üzerinde belirli bir etkisi yoktur. Gebelikte astmanın seyri hiç değişmeyebileceği gibi kötüleşme ya da iyileşme de görülebilir.

- Epilepsi

- Epilepsi, gebeliklerin %0.15’inde gözlenir. Bu hastaların %45’inde, gebelik sırasında, antikonvülzif (kasılma önleyici)ilaçların plazma konsantrasyonundaki azalmasına bağlı olarak, krizlerde artış gözlenir.

- Ayrıca, gebelikteki fizyolojik değişiklikler ilaçların farmakokinetiklerini de etkiler.

- Bu nedenle, yakın takip ve uygun yaklaşım şarttır. Epilepsi krizleri, spontan abortus (düşük), gebeliğe bağlı hipertansiyon, prematür (erken doğum)eylem ve gebeliğe bağlı diğer komplikasyonları arttırmaz.

- Cytomegalovirus (CMV)

- Cytomegalovirus (CMV) enfeksiyonu oldukça sıktır. Erişkinlerin yaklaşık %60’ında CMV antikorları vardır . Tanı kanda  CMV IgG antikorlarının saptanması ile konur. Bu hastalar tekrar CMV alsalar da infeksiyon bebek için problem yaratmaz. Bu  gebelerin %3-5’i miada geldiklerinde serviks yoluyla bu virüsü bulaştırırlar. Yeni doğanların %1-2’si enfekte doğarlar ve bu virüsü yayarlar.

-En büyük problem daha evvel CMV infeksiyonu geçirmediği bilinen ve gebeliğinin ilk 12 haftasında bu virüsü kapan hamilelerdir. Hafif bir grip gibi bulguların dışında şikayet oluşmaz. Serumda sadece CMV IgM veya hem IgM hem de IgG antikorları(+)dir.  Anne adayları ciddi bir panik yaşarlar. Hem IgG hem de IgM  (+) ise infeksiyonun akut (yani yeni) olup olmadığını anlamak için CMV IgG avidite testi yapılır.  Düşük avidite indeks değeri (%30dan az); enfeksiyonun 3 aydan kısa süre içerisinde geçirildiğinin kuvvetli bir
göstergesidir.  Sınırda avidite indeks değeri (%30-40); (akut) enfeksiyon ile eski bir enfeksiyon ayrımını yapmak için yeterli
değildir. Bu nedenle 2-3 hafta sonra, testin aynı yöntem ile tekrarlanarak, titre artışının izlenmesi
önerilir. Yüksek avidite indeks değeri (%40dan fazla); 3 aydan önce geçirilmiş primer enfeksiyonun yani kronik bir infeksiyonun güçlü bir göstergesidir. Ancak reaktivasyon veya reenfeksiyon gibi sekonder immun yanıt durumlarında da
yüksek aviditeli antikorların görülebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

-Eğer kronik infeksiyon lehine bir sonuç gelirse korkulmayabilir. Ancak tersi çıkarsa %20  olasılıkla bebekte problemler oluşabilir. Bunların çok az bir kısmı (%10) gebelik süresince ultrason ile bile bulgu vermeyen ,gebelik sonunda veya erken yenidoğan döneminde belirti gösterirken (ciddi motor bozukluk,sağırlık), geride kalan vakaların sadece  %10unda ileriki yaşlarda sağırlık, görme zorluğu ,öğrenme güçlüğü, vs gibi problemler olabilir .

-Bebekte CMV saptansa bile bunun bebekte yarattığı hasarı belirleyebilecek bir test de yoktur.

-Herhangi bir tedavi veya aşı yoktur.

-Amniosentez ile bebek çevresinden sıvı alma veya kordosentez ile bebekten kan alma ile bebekte hastalık olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu testlerin güvenilirliliği tartışmalı olup zaten yapılan girişimin düşük yaptırma riski de vardır.

-Karar vermek gerçekten çok güçtür. Kararı anne ve baba adaylarının vermesi gerekir. Doktorlar genellikle defansif yaklaşmak isterler.

- İnfluenza (Grip)

-Basit soğuk algınlığı gerçek influenzadan farklıdır. Daha hafif bir infeksiyon olup özellikle kış aylarında çok sıktır. Ateş yapabilir. Gebelikte daha ağır geçebilir.

-Tedavisi klasik gripten pek farklı değildir. Parasetamoller, Ca ve Cvit.,gerekirse uygun antibiotik, bol sıvı,yine uygun görülürse bağişıklığı güçlendiren ilaçlar (UMCA,imuneks,vs) alınabilir. Antigrip ilaçlar ise önerilmez.

- İnfluenza komplikasyonları gebelikte artabilir. İnfluenza virüsü, gebelikte amnion sıvısından izole edilebilir, fakat düşük, erken doğum veya konjenital anomali olasılığını arttırmaz.

- İnfluenzaya bağlı ölüm, çoğu kez A tipi virüsle olur ve gebeliğin herhangi bir döneminde görülebilir. Doğum hekimi, salgın olasılıklarına dikkat ederek, komplikasyon riski olan gebelere aşı yaparak ve yakından izleyerek morbidite ve mortaliteyi sınırlayabilir.

-Su Çiçeği

- Suçiçeği varisella-zoster ( VZV ) gebelikte nadir gözükmesini rağmen (10.000de 1-5) anne, fetus ve yeni doğanda ciddi enfeksiyonlara yol açabilmesi bakımından önemlidir.

- Gebelikte geçirilen suçiçeği % 25 oranda bebeğe geçer.

- % 3 oranında da bebekte ciddi sakatlığa sebep olur. ( Cilt yaraları, kemik kısalıkları, kas zayıflıkları, küçük kafa tası, zeka geriliği gibi merkez sinir sistem hastalıkları, katarakt, koryoretinitis gibi göz hastalıkları ) Bu sakatlıklardan biri koryoretinitis denen bir göz hastalığıdır ,körlüğe sebep olabilir ve bırakın doğum öncesini doğum sonrasında saptanamayabilir.

- Aynı virüsün sadece sinir uçlarını tuttuğu ve ağrıyla karakterize olan şekli zona diye adlandırılır. Gebelikte geçirilen zonanın bebek için risk oluşturmamaktadır.

- Gebelik öncesi suçiçeği geçirip geçirmediğinden emin olmayan ve hasta çocuklarla temas eden gebeler sorun yaratır. İlk yapılması gereken annenin bağışıklığı olup olmadığı kan testidir. (varisella-zoster IgG ).

- IgG pozitif ise hastada ömür boyu bağışıklık var demektir ve korkulacak bir durum yoktur. Suçiçeği geçirmediğini ifade eden kadınların %85-95’inde bağışıklık kanda saptanmaktadır.

-IgG negatif ise yani hasta bağışık değil ise kanda IgM antikorlarına bakılır. Bu antikorlar suçiçeği infeksiyonundan sonra birkaç hafta süresince kanda saptanabilir. Test sonucunun pozitif olması yeni geçirilmiş bir enfeksiyonu gösterir. Ancak serumlarında romatoid faktör bulunan hastalarda ( romatizmal hastalık şüphesi ) yalancı pozitif sonuç olabilir.


- Gebenin suçiçeği ile karşılaşma şekli araştırılmalıdır. Enfekte eşyalar kullanılmışsa, bulaşma riski % 90’dır. Aynı şekilde enfekte kişi ile uzun süren bir temas varsa hastalık bulaşabilir. ( örneğin enfekte oda arkadaşı). Eğer gebe suçiçeği ile ilgili güvenilir bir hikaye (anamnez) vermiyorsa duyarlı testlerle kısa sürede bağışıklık durumu saptanmalıdır. FAMA veya ELISA sonuçlarının pozitif olması geçirilmiş enfeksiyonu ve bağışıklığın var olduğunu gösterir.

- Doğum sırasında suçiçeği geçiren anneler, bütün lezyonlar kabuklanmadıkça bebekleri ile temas etmemelidirler. Kızarıklıkların oluşumundan 2 gün öncesi ve kızarıklık oluşumundan 5 gün sonrası (7 gün) bulaşıcılığın var olduğu kabul edilir.

-Varisella geçirmekte olan bebekler, diğer bebeklerden tecrit edilmelidirler; ancak, annelerinden ayrılmaları gerekmez.

-Bağışık bir anne zona geçiriyor ise, bu lezyon memede değil ise, bebeği emzirmesinde sakınca yoktur.

- Bağışık olmayan ve ileriki yaşlarda su çiçeğine yakalanan kişilerde beyin iltihabı (ensefalit) ve akciğer iltihabı (pnömoni) gibi ciddi komplikasyonlar çocuklara oranla 25 kat daha sık görülür. Fakat gebelikte bu riskin daha da artması söz konusu değildir.
-Temmuz 2008


- Üriner Sistem Enfeksiyonları

- Üriner (İdrar)sistem enfeksiyonları gebelerin %5-10’nda görülür. Bir ml. de 100.000’den fazla koloni olması, üriner sistem enfeksiyonu (ÜSE) tanısı koydurur. Olguların %85’inden fazlasında etken Escherichia coli’dir.

-Gebelikte enfeksiyona yatkınlığın nedeni, böbreklerde olan değişiklikler (idrar birikimi (staz), glikozüri(idrarda şeker) ve uretrada kolonize olan mikroorganizmaların koitus sırasında mesaneye itilmesidir. Daha önceden enfeksiyon geçirenler, diabetliler(şeker hastaları), orak hücre taşıyıcıları, üriner sistem anomalisi olanlar, böbrek taşı olanlar, kateterizasyon yapılanlar ve daha önceden diyafram veya oral kontraseptif kullananlar üriner sistem enfeksiyonu bakımından yüksek risk altındadırlar.

-Mutlaka tedavi edilmelidirler. Ateş ile birlikte erken doğuma sebep olabilirler.

Yazıcıya Gönder    Arkadaşına Tavsiye Et    Mail Gönder

» Genel Jinekoloji
Myomlar
Hormonal bozukluklar(Polikistik over sendromu,
adet olamama,tüylenme vs.)
Adet öncesi gerginlik sendromu (PMS)
Sancılı adet olma(Dismenore)
Endometriozis
Ergenlik çağı jinekolojik sorunları
Smear testi
Rahim ağzı yaraları (Servikal erozyonlar)
Sık gözüken akıntılar ve
cinsel yolla bulaşan
hastalıklar ve AİDS
Ciddi infeksiyonlar(PID,bartholin absesi)
İdrar yolu infeksiyonları
Yumurtalık kistleri
İdrar kaçırma
Rahim sarkmaları
Açık ameliyatlar(Klasik)
Kapalı ameliyatlar
(Endoskopik)

» Orjinal Ameliyat Görüntüleri
Myomektomi Ameliyatı
Sezaryen ameliyatı
Karından rahim çıkartma ameliyatı (Abdominal histerektomi)
Yumurtalık Kisti Ameliyatı

» Jinekolojik Kanserler ve Öncü Lezyonları
Dış dudak kanserleri(Vulva ca) ve öncü lezyonları(Vulvar distrofiler,VIN)
Rahim ağzı kanserleri(Serviks ca) ve öncü lezyonları(Servikal displaziler,CIN)
Rahim kanserleri(Endometrium ca) ve öncü lezyonları (Hiperplaziler)
Yumurtalık kanserleri(Over ca) ve karışan hastalıklar
Meme kanseri ve karışan hastalıklar

» Hamile Kalamama (Kısırlık, İnfertilite)
İnfertilite üzerine
Tedavi şekilleri
Tüp bebek(IVF)

» Menopoz
Menopoz ve Osteoporoz Üzerine
Klasik tedavi yöntemleri
Alternatif tedavi yöntemleri
Menopozal dönemde beslenme önerileri ve osteoporoz

» Gebelik ve Doğum
Hamilelik üzerine
Hamile Kalmadan önce yapılması gerekenler
Yumurtlama zamanı tespiti
Gebelik Takibi ve Mongol bebek taraması
Gebelik Tespit yöntemleri
Ultrasonografi ve karşılaşılan sorunlar (Kistler,su azalmaları,vb)
Özel girişimler (Amniosentez)
Düşükler(Abortus)
Dış gebelik(Ektopik gebelik)
Molar gebelik(Gestasyonel trofoblastik hastalık)
Sürekli düşük(Habituel abortus)
Gebeliğin erken döneminde karşılaşılan sorunlar (Bulantı, düşük tehlikesi,vs)
Gebeliğin ileriki dönemlerinde karşılaşılan sorunlar(Preeklampsi,Şeker hastalığı)
Gebelik ve diğer hastalıklar(Grip, idrar yolu inf.,kalp hast.,CMVvs)
Erken doğum
Su kesesinin erken açılması(Erken membran rüptürü)
Kanama olan acil durumlar (Plasenta previa/Dekolman plasenta)
Çoğul gebelikler
Riskli gebelikler (Büyüme gelişme geriliği,Kan uygunsuzluğu,vs.)
İleri yaş gebelikler(35 yaş üstü)
Hamilelikte Beslenme
Hamilelikte dikkat edilmesi gerekenler (Kilo alma,
aşerme, bulantı,kaşıntılar,
epilasyon,vs)
Gebelik için riskli unsurlar (Sigara,kafein,
alkol,virüsler,vs)
Hamilelikte egzersiz
Anestezi seçimi(Genel-epidural)
Doğum şekli(Sezeryan,
normal doğum)
Lohusalık
Doğumda kordon kanının saklanması
Baba adaylarına öneriler
Doğum sonrası sünnet

» Doğum Kontrolü ve Kürtaj
Doğum kontrolü üzerine
Takvim yöntemi
Doğum kontrol hapları
Spiraller
Erkek korunma yöntemleri(Dışarı boşalma,kondom,tüplerin bağlanması)
Diğer korunma yöntemleri
Gebelik sonlanması(Küretaj)

» Cinsellik
Cinsellik üzerine
Kızlık Zarı
Orgazm ve Cinsel soğukluk
Sancılı cinsel ilişki ve vaginismus
İlk ilişki
Erken yaş cinselliği
İleri yaş cinselliği
Diğer

» Kadın Sağlığı, Aşılar ve Kadın Hastalıklarından Korunma Yöntemleri
Genel kadın sağlığı
Aşılar (HPV,Hepatit B,Kızamık,vs.aşıları)
Genital hijyen ve hastalıklardan korunma

» Hukuki Konular
Hipokrat yeminimiz
Hasta hakları
Anne ve yenidoğan hakları
Doğum öncesi ve sonrası izin
Çocuk sahibi olup olmamaya karar verme hakkı
Mahremiyet hakkı

» Diğer
Uçuk Virüsü/Herpes Simpleks
Herpes Simpleksde alternatif tedaviler ve yaşanmış bir olgu
Tampon kullanımı ve toksik şok sendromu
Geleceğin tıbbı
Doğum sonrası sünnet
Anasayfa  |  Dr.Selçuk Somer  |  Klinik  |  Genel Bilgiler  |  Güncel Konular  |  Minik Şampiyonlar  |  Anılar&Yorumlar  |  İletişim
Copyright © 2007 Dr.Selçuk Somer